ayda 2000 vuruş. 1-1,5 ay önce "iyi diktatörümüzün" zorla ağzımdan koparttığı söz olması sebebiyle yazıyorum bunları ve tabii bir de bir kez daha ne kadar kötü bir yazıcı (yazar demeden yazar deme yoludur yazıcı) olduğumu ispatlamak için. ne diyeyim gençler. noktalama işaretlerini imla kurallarını sevmem ( ama tabii ki bu başka bir yazının konusu) aklımda da ne bir konu var ne de bir başlık. hani vaktiyle bizim kütüphaneye gelen kızın "ya bahçedeki çocuk çok kitap okuyo ben de (bu kız "de" yi ayrı yazar mıydı emin değilim gerçi) ondan hoşlanıyorummm ondan ben de bu kitabı almak istedim "deyip meydan larusun (meydan larus her zaman meydan larustu. ona hiç Meydan Laurusse diyenini gördünüz mü?) 3. cildiyle gelmesi gibi geldim bu mecraya haberiniz olsun. bahsi geçen hatun kişinin (ki işte tekrar ekşisözlük geçmişim kendini bulduğu delikten dışarı fışkırtıyor aynı asit yeşili bir irin gibi -bu arada vakti zamanında MAD dergisinde bu akne olayına süper bir karikatür vardı. betimlemem tümüyle oradaki görselin çalıntısıdır- ama merak etmeyin bu sözlük ağzı fazla sürmez...diye tahmin ediyorum); uzun parantezin ardından sanırım tekrar girmek gerek- bahsi geçen hatun kişinin (ki işte tekrar ekşisözlük geçmişim kendini bulduğu delikten dışarı fışkırtıyor aynı asit yeşili bir irin gibi -bu arada vakti zamanında MAD dergisinde bu akne olayına süper bir karikatür vardı. betimlemem tümüyle oradaki görselin çalıntısıdır- ama merak etmeyin bu sözlük ağzı fazla sürmez...diye tahmin ediyorum) -kusura bakmayın ey okumaya zahmet edenler ama bu satırlarda gezinip de DaDacıları anmamak olmazdı bence.. dediğim gibi bahsi geçen hatun kişinn "size matters" "boyut önemlidir" yaklaşımıni ben de yürütecek miyim henüz belli değil. fakat ne kadar çok konuştuğumu bilen talihsiz kitle eminim ki eğer ki konuştuğum gibi yazarsam sanal alemde oluşabilecek dijital çöplükten korkuyorlardır.ya da korkmuyorlardır. burada tahakkümü bir yana bırakmak lazım. "lazım" mı! işte yine tahakküm içeren bir sözcük. bu frankfurtçular olmasaydı konuşmak daha kolay olabilirdi. eheheh bu dolayımda Habermass'ı düşünüyorum da adam gözümde garip bir devrimci kişilik kazanıyor. kaan'ın iyi bir lafıydı. "konuşamayan birisinin konuşmayla ilgili bu kadar çok teori gelirştirmesi ve hele de buna inanması ilginç"
şimdi; düşümdüm de aslında; hakkında konuşacak konumun olmadığında bile bu kadar vuruşla (bu vuruş lafı da bir yerden beni dürtüyor ama henüz nerden anlayamadım.) anlatan birisi olarak konumun olmamasına şu an itibariyle seviniyorum. eee napalım lakırdıyı burada kesmek lazım ( bu lakırdı da hem reşat nuri'in çalıkuşunda vaz geçemediği hem de benim şu an okuduğum 1958 baskılı rüzgar gibi geçti'nin favori sözcüklerinden. ben de etkilendim. bu arada o kadar kitap dizi yapıldı çalıkuşu da yapılsa ya. şöyle hafif ulusalcılık esintili vıcık vıcık bir aşk hikayesi mesela heheh ben severim de çalıkuşunu. en çok da fondonları. ah kamran ah!) büyük küçük harf kullanımıma, noktalama imla işaretsizliğime, parantezlerime, paragraf olmayan paragrafik cümlelerime zahmet edip küfredenler, ben de sizi seviceem!
2 Kasım 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)